Denizlerin Rengi - ademce.com

Ademce
 Yazılar  Duyurular  İletişim


Denizlerin Rengi

Barents Denizi Yakın coğrafyamızdaki Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz gibi belli başlı denizlerin renk adlarıyla adlandırıldığı görülüyor. Bu durum Türkçeye özgü olmadığı gibi renklerle tanımlanan denizler de yalnız bunlar değildir. Çinin doğusundaki Sarıdeniz, Rusyanın kuzeyinde Yenisey Irmağının döküldüğü Kara Denizi ile Rusyanın kuzeybatısındaki Beyazdeniz de uzaklarımızdaki renkli denizlerdir. Çağdaş dünya dillerinin çoğunda olduğu gibi İngilizcede de renk adlarıyla tanınan dört deniz vardır: Beyazdeniz (White Sea), Karadeniz (Black Sea), Kızıldeniz (Red Sea), Sarıdeniz (Yellow Sea). Bunlara Akdeniz (Mediterranean Sea) ile Kara Denizi (Kara Sea) de eklendiğinde toplam altı renkli deniz adı ile birinciliğin Türkçede olduğu ortaya çıkar: Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz, Sarıdeniz, Beyazdeniz, Kara Denizi.

Bir denizi adlandırmak için en uygun renkler mavi ile yeşil olsa da çağdaş dünya dillerinde "Mavi Deniz", "Yeşil Deniz" gibi bir adlandırma bulunmuyor. Denizleri adlandırmak için kulanılan renk adları: ak, kara, kızıl, beyaz, sarı. Karadeniz adlandırması diğer renkli deniz adlarında olduğu gibi sıfat tamlaması biçimindeyken Kara Denizi adlandırması belirsiz isim tamlaması biçimindedir. Kara Denizi adlandırmasının biçimi, adlandırmadaki "kara" sözcüğünün renk adı olarak algılanmadığını gösteriyor. Bu durum Kara Denizinin diğer dillerdeki adlandırmaları için de geçerlidir. Kara Denizi adlandırmasındaki "kara" sözcüğü sıfat türünden isim türüne zorlanmış olması Kara Denizi ile Karadeniz adlandırmaların denkliğini değiştirmiyor: "kara" bildiğimiz kara, "deniz" de bildiğimiz deniz. Biri Türkiyenin, öteki Asyanın kuzeyinde bulunuyor. Nitekim Vikipedi'nin İngilizce Kara Sea sayfasında bu adlandırmadaki "kara" sözcüğünün Türkçe renk adıyla ilişkisine kısaca değinilmektedir.

Renkli deniz adlarının kökeni konusundaki görüşlerden biri, görünüşe göre de en tutarlısı: Dört rengin dört ana yönü gösteriyor olmasıdır. Buna göre ak (beyaz) - batı; gök (mavi) / yeşil - doğu; kara (siyah) - kuzey; kızıl (kırmızı) - güney yönüne karşılık geliyor. Türk-İslam coğrafyası göz önüne alındığında bu kuram ile söz konusu coğrafyadaki deniz adlarının örtüştüğü görülüyor. Ancak doğumuzda bir deniz olmaması nedeniyle kuram doğu yönü için sınanamıyor. Ziya Gökalp Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz adlarının Türkçedeki eski bir geleneğe göre verildiğini belirterek doğumuzda bir deniz olsaydı onun adı da Gökdeniz olacaktı diyor. Deniz, dağ, ırmak gibi yer adlarında renklerin kullanılmasının Türkçedeki yaygınlığı çok belirgindir. Kızılırmak, Yeşilırmak, Gökırmak, Akhisar, Karahisar gibi pek çok renkli adlandırma sayılabilir. Kurama göre Kızılırmak ile güney, Yeşilırmak ile doğu, Akhisar ile batı, Karahisar ile kuzey arasındaki ilişki şöyle açıklanıyor: Kızılırmak adını verenler bu ırmağın kuzeyinde yaşıyor oldukları için kızıl-güney ilişkisi ile bu adı vermiş olmalıdır; buna göre Yeşilırmak adı da bu ırmağın batısında yaşayanlarca verilmiş olmalıdır. Benzer açıklamalar diğer renkli adlandırmalar için de yapılabilir. Dört yönün dört renkle eşleştirilmesine benzer denklikler başka alanlarda da söz konusudur. Dört mevsimin dört renkle eşleştirilmesi: kara - kış, yeşil - bahar, kızıl - yaz, ak - güz biçimindedir. Yusuf Has Hacip'in Kutadgu Bilig'inin 4 bölümü: adalet, kudret, akıl, itidal. Eflatun'un 4 erdemi: bilgelik (sophia), cesaret (andreia), ölçülülük (sophrosyne), adalet (dikaiosyne). 4 mevsim, 4 yön, 4 unsur, 12 ay, 12 burç, 12 yıl (Eski Türk Takvimi, Çin Takvimi), 12 saat,... bütün bunlar birbiriyle ilişkili eski anlayışların uzantılarıdır. Simyadan astrolojiye bunlarla ilgili yüklü birikimi anlatan kitaplar için bir orman yetmez.

Sarıdeniz Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz adlarındaki renk-yön denkliğinin Türk-İslam coğrafyasıyla uyumu ortadadır. Kara Denizi adlandırmasındaki "kara" renk adının kuzey yönüyle uyumu bütün Asya kıtası için geçerlidir. Osmanlı kaynaklarında بحر آبيض [bahr-i ebyaz] olarak da geçen Beyazdeniz adlandırmasındaki "beyaz" renk adının batı yönüyle uyumu ancak Beyazdenizin doğusunda, Arkangelsk bölgesinde, yaşayan Nenets toplulukları için geçerlidir. Macarlarla Finler gibi bir Ural dili konuşan bu toplulukların Türkçedeki bu adlandırma geleneğini paylaştıkları söylenebilir. Ancak Kara Denizi adlandırması için bunu söyleyemeyiz. Bu dillerde kara renk adı için başka sözcükler kullanıldığına göre Kara Denizine adını verenlerin Türkçe konuşan bir topluluk olması gerekir. Akdeniz gibi Beyazdeniz adının da Türklerce verilmiş olması renkli adlandırma geleneğinin başka topluluklarca paylaşıyor olmasına göre daha güçlü bir varsayımdır. Beyazdenizin adı diğer dillere çeviri yapılarak geçerken Kara Denizinin adı çeviri yapılmadan geçmiş olmalıdır. Yön-renk denkliği kuramı dışında kalan Sarıdeniz (Yellow Sea) adlandırmasındaki sarı renk adını Türkçedeki renk-yön denkliğiyle açıklamak güç görünüyor. Ancak Türk renk-yön denkliğine, "orta" için sarı rengin eklendiği Çin renk-yön denkliği Sarıdeniz adının doğru açıklaması olabilir. Sarıırmak ile Sarıdeniz adlandırmaları bunların coğrafyanın ortasında olduğunu düşünenlerce verilmiş olmalıdır. Sarıırmak: Ortadaki ırmak; Sarıdeniz: Ortadaki deniz; Latince Mare Mediterraneum gibi.

Akdenizin Türkçeyle eş anlamlı olarak adlandırılmasına yalnız Kırım Tatarcasındaki Aq deñiz ile Arapçadaki البحر الأبيض المتوسط [el-bahr el-ebyad el-mutavassıt] biçimlerinde tanık oluyoruz. Latince Mare Mediterraneum adlandırmasının, Akdenizin çağdaş dünya dillerindeki adlarına kaynaklık ettiği anlaşılıyor. Mare Mediterraneum adlandırmasındaki ilk sözcük olan "mare" öteki dillerde deniz anlamındaki sözcüklerle karşılanırken; ikinci sözcük olan "mediterraneum" sözcüğü kimi dillerde eş anlamlı sözcüklerle, kimi dillerde ise, Kara Denizi adlandırmasında olduğu gibi, çeviri gereği duyulmadan, olduğu gibi benimsenmiştir. Latince biçimin çeviri gereği duyulmadan benimsendiği diller içinde İslam dünyasının özgün kültürlerinden birinin dili olan Farsça da var. Akdenizin Farsça adı: دریای مدیترانه [derya-i mediterane] biçimindedir. Türkçe, Tatarca, Arapça dışında Urduca ile Pencapça da Latince adlandırma biçiminden ayrılan dillerdir. Akdenizin Urduca ile Pencapçadaki ortak adı olan بحیرہ روم [bahire rum] biçimi Türk egemenliği öncesi İslam kaynaklarındaki adlandırmaya dayanıyor. Akdenizin Arapça adı Türkçe ile Latince adlarının birleşimidir. Karadeniz ile Kızıldenizin çağdaş dillerdeki adları Türkçeleriyle eş anlamlıdır; bu iki denizin Eski Yunan, Roma, Bizans gibi İlk İslam kaynaklarındaki adları da artık eskimiştir.

Bizans sonrası Batı kaynaklarında Karadeniz için Türkçe adının çevirisi kullanılmaya başlanarak eski adlandırma biçimleri bırakılmış; Akdenizin adlandırmasında ise Eski Yunan / Roma geleneği sürdürülmüştür. 1800 yılında Leipzig'de basılan bir haritadaki adlandırmalar ilginçtir. Bu Alman haritasında Karadeniz: "Das Schwarze Meer (Kara Degnisi)"; Ege Denizi: "Hak Degnisi"; Akdeniz: "Das Mittellandishe Meer" biçiminde adlandırılmıştır. Karadenizin adının Almanca çevirisi yanında Türkçesi de parantez içinde yazılmıştır. Osmanlı kaynaklarında zaman zaman Akdenizin بحر سفيد [bahr-i sefid], Ege Denizinin آق دڭيز [aq deŋiz] olarak adlandırıldığını biliyoruz. Söz konusu haritada Ege Denizinin adının Hak Degnisi (Ak Denizi) biçiminde, çeviri gereği duyulmadan kullanıldığı görülüyor. Gerek çevirisi yanında parantez içinde yazılan Kara Degnisi (Kara Denizi), gerekse tek başına Hak Degnisi adları, Türkçe adlandırma biçiminin yaygınlığını ortaya koyuyor. 1850 yılı sonrası Fransızca haritalarda "Mer Egée" adlandırmasının kullanılmaya başlandığı görülüyor. Batılıların köksüzlük duygusu ile Türk düşmanlığının ürünü olduğu anlaşılan bu adlandırmanın tarihi, Türkleri yok etmeye yönelik saldırıların ivmesi göz önünde bulundurularak düşünülmelidir. Ege Denizi, Ege Bölgesi gibi adlandırmaları bizim de benimsemiş olmamız ise üzücüdür.

Kaşgarlı Haritası Kaşgarlı Mahmud'un haritasında dünyanın bir çember içine çizildiği görülüyor; dünyanın yuvarlaklığına bir gönderme olsa da bu çemberin bildiğimiz anlamda yer yuvarlağı olduğunu söylenemez. Doğu üstte, batı altta, kuzey solda, güney sağda olacak biçimde düzenen haritada, en tepedeki جابرقا [cabarka], Japonyanın o dönem Türkçesindeki adıdır. Kitap yapraklarının çember dışında kalan köşelerindeki boşluklarda Arapça olarak sağ-üstte (güneydoğuda) Yeşil Denizler, sol-üstte (kuzeydoğuda) Boz Irmaklar, sağ-altta (güneybatıda) Kırmızı Dağ, sol-altta (kuzeybatıda) Sarı Kumluk yazıyor. Çember içinde, çembere bitişik, kuzeybatıdaki "mısır sınırı" yazısından çember dışında Mısır diye bir yerin varlığı anlaşılıyor. Yeşil Denizler ile Kırmızı Dağ Türkçedeki yön-renk ilişkisiyle uyumlu. Ancak Boz Irmaklar ile Sarı Kumluk adlandırmalarını yön-renk ilişkisi içinde açıklamak güç görünüyor. Haritada çağdaş dillerde bulunmayan bir deniz rengi olarak Yeşil Denizler adlandırması ilgi çekicidir. Hudud'ül-Alemde Okyanus-u Meşriki (Doğu Okyanusu) yanında Derya-yı Ahzar (Yeşil Deniz) adıyla da anılan deniz ile Kaşgarlı Mahmudun Yeşil Denizleri, Ziya Gökalp'in Gökdeniz'i olmalı. Hudud'ül-Aleme göre Derya-yı Ahzar'ın sınırı güneydeki mamur bölgelerin en ucundan başlayıp, ekvatora kadar Vag-Vag Adası, Vag-Vag ülkeleri, Çinistan ülkesi, Toğuzğuz (Dokuzoğuz), Hırhiz (Kırgız) ülkeleri sınırlarında bitiyor. Bugünkü Büyük Okyanusun (Pasifik Okyanusu) Divan'ül-Lügat'it-Türk'te Yeşil Denizler, Hudud'ül-Alem'de ise Yeşil Deniz olarak adlandırıldığı görülüyor. Hudud'ül-Alem'de Atlas Okyanusu, Okyanus-u Mağrib (Batı Okyanusu); Hint Okyanusu ise Derya-yı Azam (Büyük Deniz) olarak adlandırılmıştır.

Yeşil Denizden Akdenize, Kızıl Denizden Kara Denizine renkli deniz adları Türkçedeki renk-yön denkliğiyle örtüşüyor. Renk-yön denkliğinin denizler dışındaki adlandırmalar için de örnekleri vardır: Akhisar, Karahisar, Kızılırmak, Yeşilırmak gibi yer adları yanında karayel sözcüğü de bu renk-yön denkliğiyle açıklanıyor. "Beyaz Rusya" adlandırmasının, "batı rusya" anlamında renk-yön denkliğiyle açıklanıp açıklanamayacağı da bir inceleme konusu olabilir. Akdeniz, Özbekçede "Orta dengiz" yanında "Oq dengiz" adıyla da biliniyor. Eski Türkçede d~ harfiyle başlayan pek çok sözcüğün Türkiye Türkçesi ile birlikte bir çok Türk dilinde y~; bir çok Türk dilinde ise c~ harfiyle başladığını biliyoruz: Dengiz, cengiz, *yengiz,... gibi. Özbekler "dengiz" sözcüğünü "yengiz" biçimine dönüştürmüş olsalardı "Oq dengiz" yerine "Oq yengiz" diyor olacaklardı. Ak sözcüğünün "oq" biçiminde söylenmesi, Özbekçede oldukça yaygın olan yuvarlaklaşmanın örneklerinden biridir. Ak sözcüğünde görülen yuvarlaklaşmaya benzer bir yuvarlaklaşmanın *yengiz sözcüğü için de kurgulanabileceği açıktır. Buna göre elde edilecek sözcük: *yöngiz/*yöngüz olacaktır. Ak sözcüğü ile "y"li deniz sözcüğünün yuvarlaklaşmış biçimlerini birlikte göz önüne alarak yine Özbekçeden ilerleyecek olursak, ulaşılacak biçim "Oq yöngüz"; bu adlandırmanın kalın sıraya geçmiş biçimi ise "Oq yonguz" olacaktır. Seyhun Irmağı (Sir Derya) için kullanılmış olan Eski Türkçe "Yençü Ögüz" ile Oğuz Türkçesi "Yincü Ögüz" adlandırmalarındaki "ögüz" sözcüğü gibi İlkçağ Batı kaynaklarında Ceyhun Irmağı (Amu Derya) için kullan "Oxus" sözcüğü de *yöngüz sözcüğüyle ilişkili olmalıdır. Ögüz/*yöngüz ilişkisi göz önüne alındığında günümüz Türkçesine "İnci Irmağı" olarak aktarılan Yincü Ögüz adlandırmasının "İnci Denizi" biçiminde aktarılması daha uygun olacaktır. Türk dillerindeki yuvarlaklaşma ile d~ y~ c~ denklikleri birlikte düşünüldüğünde, bugüne dek kökeni açıklanamayan "okyanus" sözcüğünün kökeni için bir renk-yön adlandırması olarak Akdeniz (batı denizi) sözcüğüne ulaşılabilir. Akdeniz/okyanus etimolojisi doğru ise artık unuttuğumuz Gökdeniz (Mavi Deniz/Yeşil Deniz) adı yerine Büyük Okyanus derken "Büyük Akdeniz" demiş oluyoruz demektir.

Adem Yavuz
10 Haziran 2014
15 Ekim 2013

İlgili Sayfalar
Renkli Denizlerimiz

Kaynak
Akdeniz - Vikipedi
Karadeniz - Vikipedi
Kızıldeniz - Vikipedi
Beyazdeniz - Vikipedi
Kara Denizi - Vikipedi
Kara Sea - Wikipedia
Sarıdeniz - Vikipedi
Kaşgarlı Mahmud - Vikipedi
Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir. İleri! - Harita Genel Komutanlığı
Vladimir Feodoroviç Minorsky, Hudûdü'l-Âlem Mine'l-Meşrik İle'l-Magrib, Kitabevi Yayınları, İstanbul 2008, ISBN: 978-975-16-2269-3
René Giraud, Gök Türk İmparatorluğu, Ötüken Neşriyat, İstanbul 1999, ISBN: 975-437-308-6
Şemseddin Sami, Kamus-ı Türkî, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara 2010, ISBN: 978-975-9173-61-6
Abdullah Yeğin, Yeni Lûgat, Yeni Asya Yayınları, İstanbul 1975
Ziya Gökalp, Türk Töresi, Türk Kültür Yayınları, İstanbul 1975
Annemarie Schimmel, Sayıların Gizemi, Kabalcı Yayınları, İstanbul 1998, ISBN: 975 7942 01 3


Yukarı^
Ana Sayfaİletişim | © 2019 ademce.com