Sait Oğlu Mehmet - ademce.com

Ademce
 Yazılar  Duyurular  İletişim


Sait Oğlu Mehmet

Seyit Onbaşı Rönesans, reform, coğrafi keşifler, teknik gelişim... Batılı devletlerin güçlenişi, Osmanlı Devletinin gerileyişi, sonunda Çanakkale'de verilen bir ölüm kalım savaşı. 18 Mart vesilesiyle şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.

İnsanlığın kan ve kemikleri üzerinde yükselen Batı uygarlığı, Kızılderililerden Zencilere, Hintlilerden Aborjinlere kadar kimilerini imha ederek kimilerini köleleştirerek bütün dünyayı talan etmiş, yağmalamıştır. Antik çağlardan beri yaşattıkları kast kültürünü "bilimsel" kuramlarla geliştirip uluslara da genelleyerek ırkçılığı icat etmişler; buradan yola çıkarak kurdukları insanlık dışı düzene dayanak sağlamaya çalışmışlardır. Batı uygarlığının insanlığa attığı en büyük kazığın mimarı Darwin, insansı maymun olarak gördüğü Batı dışı uluslar için bakın ne diyor: "Belki de yüzyıllar kadar sürmeyecek yakın bir gelecekte, medeni insan ırkları, vahşi ırkları yeryüzünden tamamen silecek ve onların yerine geçecek. Öte yandan insansı maymunlar da kuşkusuz elimine edilecekler. Böylece insan ile en yakın akrabaları arasındaki boşluk daha da genişleyecek." (Charles Darwin, İnsanın Türeyişi, Ankara: Onur Yayınları, 7.b., Nisan 1995, s.199-200).

Batı karşısında tehdit olmaktan çoktan çıkmış olsa da direnebilme potansiyeli taşıyan tek güç olan Osmanlı Devleti günden güne gerilemektedir. Art arda cepheler kaybedilmekte, hızla sona yaklaşılmaktadır. İnsanlığın son kalesi Osmanlı Devletinin yıkılmasını bile yeterli görmeyen Batılılar, devletin asli unsuru olan Türk Milletini de bütünüyle imha etmeye niyetlidir. Nitekim üstat bu konuda da oldukça açık sözlüdür: "Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu gösterebilirim. Düşünün ki, bir kaç yüzyıl önce Avrupa Türkler tarafından istila edildiğinde, Avrupa milletleri ne kadar büyük bir tehlikeyle karşı karşıya gelmişlerdi, şimdi ise bu çok saçma bir düşüncedir. Avrupalı ırklar olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde Türk barbarlığına karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, bu tür aşağı ırkların çoğunun medenileşmiş yüksek ırklar tarafından yok edileceğini görüyorum." (Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, cilt 1. New York, D. Appleton and Company, 1888. s.285-286). Türkler konusundaki bu ırkçı fikirler Darwin'e özgü değildir: Dinsiz Marx'tan dindar Pascal'a kadar bütün batılı aydınların benzer fikirleri paylaştığını görmek için küçük bir araştırma yapmak yeterli olacaktır.

Sömürgecilikten elde edilen güç, zenginlik ve teknik üstünlükle tarihi düşmanını yok edebileceklerini düşünen Batılılar, ırkçı düşüncelerini eyleme de taşıdılar. Balkanlarda ve Anadolu'da yaşayan Türkleri imha etmek için harekete geçtiler. Kaybedilen topraklarda kalan halk, katliamlarla yok edilmekte, ancak kaçabilenler canını kurtarmaktadır. Milyonlarca Türkün katledildiği, milyonlarcasının da göçe zorlandığı Balkanların temizlenmesi süreci başarıyla sonuçlandırılmıştır. Şimdi anlatacağım hikaye bu eylemin mağdurlarından birine ait. Göçmen (Muhacir) Mustafa şimdiki Bulgaristan'ın kuzey batı köşesinde yer alan Vidin'de yaşayan bir Türk'tür. Osmanlı Devletinin gerileyişi nedeniyle vatanını terk etmek zorunda kalmış ve göç ederek Gönen'e yerleşmiştir. Annesi, babası, kardeşi, akrabası... kimi vardı, kimi yoktu, onlar ne oldu? Bilmiyoruz. Yeni yurdunda tek başına yeni bir hayat kurar. İki erkek çocuğu olur: Sait ile Seyit. İzini sürmek mümkün olmadığından kız çocuklar bu hikayenin dışında kalmıştır. Bulgaristan'da nüfusun %30'unu oluşturan Bulgarlara karşılık nüfusun %40'ını oluşturduğunu Osmanlı kayıtlarından öğrendiğimiz Türkler, benzerlerine Kırım ile Kafkaslarda da tanık olunan yöntemlerle Balkanlardan adeta kazınarak temizlenmiş; sıra Anadolu'ya gelmiştir. Seyit Ağa adıyla bilinen küçük kardeş, oğlu Mustafa henüz tay tay dikilmeye çalıştığı yaşta at hırsızlığına gelen Çerkez eşkıyalarla girdiği silahlı çatışmada vurularak ölür; geriye kalan iki yetimi büyütmek ise, kendisi de bir Çerkez olan Hanım Ağa gelin Zehra'ya kalmıştır. Ağabey Sait'in de iki erkek çocuğu vardır: Ahmet ile Mehmet. Ahmet uzaklara, Yemen'e gider; savaşta İngiliz işbirlikçisi Bedevi Araplara esir düşer. Daha sonra İngilizlere teslim edilir; esir değişimiyle tekrar evine döner. Mehmet çok yakına, Çanakkale'ye gider ama dönemez. Bebek yaşta yetim kalan Seyit oğlu Mustafa benim dedem; babamlar beş kardeş; şimdi onlarca torunu var. Yemen kahramanı Sait oğlu Ahmet'in de Yemen'den döndükten sonra dört erkek çocuğu olur; onun da şimdi onlarca torunu var. Sait oğlu Mehmet'in ise adını hayırla anıp ruhuna bir Fatiha gönderecek çocukları, torunları yok; şehit olduğunda kendisi henüz bir çocuktu...

Sait oğlu Mehmet, küstah Batıya haddini Çanakkale'de canı pahasına bildirmiştir. Çanakkale zaferinin yıl dönümünde Sait oğlu Mehmet'i saygıyla ve rahmetle anıyoruz.

İlker Kayıhan
18 Mart 2014



Yukarı^
Ana Sayfaİletişim | © 2019 ademce.com